Yazı Detayı
01 Ocak 2021 - Cuma 20:48
 
Hoçvan sevdalılarına!..
İlyas YILDIZ
ardahanmedya@gmil.com
 
 

Her şey WatshApp üzerinden yazdığım bir mesajla başladı.

 

Sözde yazdığım mesajda bireysel değil de genelleme yapmışım.   

 

Hoç-Fed' i evi gören bir Hoçvan sevdalısının çok zoruna gitmiş bu çıkışım...

 

Kendince bize ayar vermeye çalışmış!...

 

Mala min ê, dünya-yê tu bı şeviti hey..

 

Olur, çok korktum.(!)

 

Alttan-alttan bize ayar vermeye çalışan bu ''Hoç-Fed evimiz'' diyen Hoçvan sevdalısının mesajını okurken aklıma takıldı!

 

Bu Hocvanlı'lara ne olmuş böyle?

 

Sahi ya Hoç-Fed yokken bizim yöremizden böyle delikanlılar hiç çıkmamıştı, nerden çıktı bunlar?.

 

Hoç-Fed kuruluş çalışmaları sürerken yoktu bunlar, kurulduktan bir müddet sonrada yine yoktu...

 

Peki, neden türedi bu nesli tükenmeye yüz tutmuş firavunlar!?..

 

Sahi ya, hani bir zaman Hoç-Fed kurumsallaşmak için bir adım atmıştı ya..

 

Hani o meşhur bir salon vardı, ne diyorlardı ona?

 

Durun-durun, şimdi hatırladım!...

 

Salon FİGARO, evet, evet Salon FİGARO

 

!..

 

Hani o Yakup Süt'ün Hoçvan iş dünyasını içtima ya çekip öncülük ettiği söylenen gecenin yapıldığı salon!

 

İşte o SALON FİGARO' da ki o geceden bahsediyorum!..

 

Tabi ya, ne olduysa o geceden sonra oldu sanırım!..

 

O ''Hoç-Fed evimiz'' diyen Hocdan sevdalılarının hepsi işte o gecenin kılık değiştirmiş ürünleri olarak bugün karşımıza çıktılar sanırım!...

 

Devrimcilikten bıçkın, pardon sokak kabadayılığına adım atan insancıklar!.

 

Ne oldu size böyle?...

 

Yoksa Yakup Süt'e mi özendiniz her biriniz?

 

Bakın, size tavsiye niteliğinde bir hatırlatma yapayım!..  

 

Siz-siz olun bir başkasına benzemeyin.

 

Kendiniz olun.

 

O sokak kabadayılığını bile taşıyacak kapasite yok sizde de!.

 

Bu iş ''Xeço'nun xençeri var''demekle de olmuyor!!!

 

Valla siz bilirsiniz, benden söylemesi!...

 

Sonra, nerde kaldı sizin devrimciliğiniz?

 

Bakıyorum da o günden bu güne epey tersine bir evrim geçirmişsiniz ama siz... Yakup Süt'ün tırnağı bile olamazsınız sevgili kardeşim, aklınızı başınıza devşirin!...

 

Kabadayılıkla devrimcilik arasında dağlar kadar fark vardır, keşke olduğu gibi kalsaydınız da beni bu kadar konuşturmasaydınız!..

 

Bakın, devrimcilik ince uzun bir yoldur, sisteme karşı oynar.

 

Kabadayılıksa sadece sistemin açıklarından yararlanan bir yaşam biçimidir, gün gelir kendini yer bitirir!.

 

Aslında sizde bunun farkındasınız ancak ''devrimci olamadık barı sokak kabadayısı olalım'' diye düşünüyorsanız kusura bakmayın,  kırıntısı bile olamazsınız!..

 

İlahi Yakup Süt, kulakların çınlar mı bilemiyorum ama sen nelere kadirmişsin.

 

Ortalığı karbon kağıdından fırlamış dayılarla bezemişsinde haberimiz yok muş meğer!..

 

Bu kadar yeter sanırım, gelelim işin özüne!

 

Sözüm şu Hoc-Fed evimiz, Hocvan sevdamızdır diye, kıyısından köşesinden yalananlarıdır, iyi okusunlar!..

 

Hoc-Fed tarihi boyunca bu kurumla ilgili bugüne kadar ne yazdımsa gerek WatshApp üzerinden ve gerekse sosyal medyada alanındaki değişik platformlarda şahsıma karşı yazılıp çizilenlere karşılık aynı üslupla cevap vermeme terbiyem müsait olmasa da şunun bilinmesi isterim ki, sabrında bir sınırı var!..

 

Bakın ağalar, kendimi övmek için söylemiyorum.

 

Bilenler beni çok iyi bilir.

 

Bu yaşıma kadar hep halkım için  onurumla bir şeylerin mücadelesini verirken hiç bir zaman satmadım, satılmadım.  

 

Aşağılık bir sürüngen gibi yaşamaktansa bir kartal gibi hep zirvede olmayı tercih ettim. Belki sizler gibi ensem şişmedi ama halen onurum ve gururumla dimdik ayaktayım.

 

Benimle Azrail bile baş edemedi değil ki sizin gibileri..

 

Yüreği olan varsa yerim-yurdum belli.

 

Hoc-Fed kuruluş çalışmaları başladığında değil gündüzü, benimle birlikte olanlarla bu kurum için aylarca gecelerimizi feda ettik biz.

 

Ve zaman geldi bu kurumun yükünü geçmişinde onurlu bir mücadelesi olduğuna inandıklarımızın omuzlarına terk ettik.

 

Belki de biz yanıldık ama hiç bir zaman kaderine terk ettiğimiz sanılmasın!.

 

Bize 'Yıllardır bu kurumdan uzak, kış uykusundan uyanmış, 'bende varım' derecesine ortalığı ısıtmanı doğru bulmuyorum.' diyorsun ya!..

 

Sizin bu hitap şeklinize verecek bir cevabımız var elbet fakat kış uykusuna kimlerin yattığını söylemeye terbiyemiz elvermez. Ağzından çıkanı kulağın duysa iyi olur!.. Ha, illa söyletecekseniz de bundan zerre kadar çekinmeyiz!.

 

Sana ve senin gibi düşünenlere tavsiyem şu ki, 'insanoğlu çiğ süt emmiştir' sözünden hareketle elbette ki, her insan her zaman dürüst olacak diye bir kaide de yoktur.

 

Soylu sandığımız bazı insanlar zamanla soysuz çıkabiliyorlar ne yazık ki.

 

Ve sözde savunulan faaliyet alanında bu soysuzluk fark edilmişse şayet o alanda kavga değil eleştiri hakkı doğar.

 

Ve gerekirse o yükü taşıyamayacağına inandıklarımızı medeni insana yakışır şekilde eleştiri yolu ile değişim hakkı doğar.

 

Erkekliğin raconu budur, sokak kabadayısı gibi davranmakla olmaz, olursa karşılığı misliyle olur!..

 

Bu kadar sinirle hareket ettiğim için bu yazdıklarımı okuyanlarım bağışlasın beni ancak, Hoçvan kamuoyunda meydanı boş bulanlar yeterince bizi tanıyamamış olacaklar ki, haddini aşmak suretiyle: ''Yıllardır bu kurumdan uzak, kış uykusundan uyanmış, 'bende varım' derecesine ortalığı ısıtmanı doğru bulmuyorum.'' diye bizi kış uykusundan uyanmış ayıya benzetmek suretiyle kendilerince korku ve yılgınlık verebileceklerini sanıyorlar!..

 

Aslında bunlar bizi çok iyi tanıyorlar ancak beyinleri ipotek altında olduğundan kendilerince bir çıkış yolu aradıklarını biliyoruz fakat çok geç... Bu saatten sonra ne yaparlarsa yapsınlar tarihin çöplüğünde kaybolmaya mahkumlar!.

 

Binlerce kez yazdık ve uyardık, ''Lütfen köy derneklerini sıkı takip altında alın'' diye.

 

Ancak her defasında bu kurumun gerek içinde ve gerekse dışında kümelenen çıkar odakları, tavşana kaç, tazıya tut demek suretiyle işi vurdumduymazlığa verdiler..

 

Hoc-Fed' in kurumsal yapısı itibariyle mevcut delege sistemi sorgulanmadığı sürece Hoc-Fed her zaman atıl kalmaya mahkumdur.

 

Hoç-Fed, atıl haliyle sürekli tartışmaların, çekişmelerin odağında olmaktan bir an önce kurtarılmalıdır.

 

Kaz-Kuş gecelerinin olduğu sazlı sözlü alanlarda şişelerin dibini bulmakla devrimler gerçekleşmiyor beyler!..

 

Çıkar ilişkileri üzerine kurulu bazı köy dernekleri yanı sıra derneği olmayan köyler için temsilci niteliğine haiz kişilerin   kurumsal bağlılıkları  ivedilikle sorgulanmalıdır!.

 

Binlerce ikazlarımıza rağmen kurumu babalarının çiftliği gibi görüp menfi çıkarlarınca kullananlar, kesin olarak ayıklanmalıdır.

 

Elimizde olmayan bir takım zorunlu nedenlerle onca sene kurumdan uzak kaldık.

 

Yıllarca ölümcül bir hastalığın pençesinde canımızla cebelleştik, haliyle yorgun ortamlardan kaçınmak zorunda kaldık.

 

Peki ya siz?

 

Siz neyin beksisiydiniz ki, bu kurumun adını bile telaffuz etmekte zorlanan gericilerin yanı sıra kurumu nefsi havilerine bile feda etmekten çekinmeyenlere bıraktınız!?..

 

Akıl fukara olunca dil ukala olurmuş!..

 

Tüm bu olumsuzlukları görmüyor, gelmiş bize karşı tavır takınıyorsunuz..

 

ARDAHANGUNDEM.COM domain adresini tıklayın... Bakalım ne ile karşılaşacaksınız!.

 

Bu kurumun bugünkü sözde ateşli savunucularına soruyorum, 2018 yılı itibariyle sistem tarafından gazetemize uygulanan ihtiyati tedbir kararına rağmen hanginiz yanımızda oldunuz?

 

Bunu da bir kenara bırakalım.

 

10 yıl boyunca canımızın derdine düştük hanginiz hangi gün neler yaşadığımıza tanık oldunuz?.

 

Yine saysan bir elin parmakları sayısınca bile olmayanlardan başka kimi gördük yanımızda? Olanlarsa marifetmiş gibi ''iki kez bizi telefonla aradıklarını'' söylüyorlar!..

 

Sormaz olaydınız, benden uzak şeytanınız bol olsun!.. 

 

 

 
Etiketler: Hoçvan, sevdalılarına!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-45601042-1